<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480</id><updated>2011-11-27T15:31:56.652-08:00</updated><title type='text'>Fazla Kilolarınızdan Kurtulun , Dış Güzellik Hakkındaki Herşey</title><subtitle type='html'>Saç Bakımı , Cilt Bakımı , Diyetler , Kilo verdiren teknikler , Sexsi Vucuda Sahip Olmak İçin Yapılması gerekenler , Kadın SAğlığı</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>12</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-4837447803151261835</id><published>2007-06-22T06:08:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T06:12:15.928-07:00</updated><title type='text'>Altı günde forma girin</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/egzersiz04.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/egzersiz04.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biraz soluklanmak ve hafiflemek için, fitness uzmanı ve "sıkılaştırıcı" Karine Baillet tarafından hazırlanan outdoor bir reçete.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Pazartesi, öğle yemeği vaktinde koşu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehir dışında:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kendinize 2-3 kilometrelik bir parkur seçmekle işe başlayın. İlk 10 dakika boyunca koşmayın, kısa ve sık adımlarla yürüyün. Daha sonra 20 dakika boyunca koşun. Somut hedefler belirleyin. Örneğin 200 metre uzaklıktaki ağaca kadar yürüyeceğim, diğerine kadar yürüyüşümü tempolu hale sokacağım ve sonra koşacağım. Zaman ve mesafeyi aynı şekilde ayarlayarak bunu en az on kere tekrarlayın. Yeterince antrenmanlı olduğunuza inanıyorsanız, elektrik direği, ağaç gibi hedeflere doğru kısa ve tempolu adımlarla yürüyün ve diğer hedefe doğru hızınızı sürekli arttırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehirde:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir parkı ya da az kullanılan yolları tercih edin. Hedefler bir bank, bir trafik levhası ya da bir sokak lambası olabilir. Spordan sonra: Kalçalarınızda ve bacaklarınızda kırıklık olmaması için 5 dakika daha yürüyün ve rahatlama hareketlerini uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bacak arkaları için:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir ağaca (duvar da olabilir) yüzünüzü dönün ve ellerinizi gövdesine yaslayın. Bir bacağınızı öne doğru bükün diğerini gergin tutun. Topuğunuzu yerde tutarak ağacı hareket ettirmek istiyormuşsunuz gibi itin. 30 saniye boyunca bu pozisyonu koruyun. Daha sonra aynı hareketi diğer bacak için uygulayın. Gövdenizi yumuşak hareketlerle dizinize doğru eğin ve nefesinizi düzenli ve yavaş almayı ihmal etmeyin. Pozisyonunuzu 30 saniye koruyun ve bacağınız değiştirerek devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Salı sabahı, bisikletle gezinti&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehir dışında:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bisikleti önce 5 dakika boyunca düz bir alanda sürün, sonra 30-40 dakikalık bir gezintiye çıkın. Vitesi düşürerek pedalların daha yavaş dönmesini sağlayın. Böylelikle kalbiniz daha çok çalışacak va dha az yorulacaksınız. Koltukta gergin oturmayın ve gidonu çok sıkı tutmayın. Vücudunuzun üst kısmını gevşek tutun ve bu zamanı karnınızı çekip iterek kaslanması için hareket ettirmekte kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehirde:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Önce arabaların vızır vızır geçmediği, sakin bir yol bulun. Demin açıkladığımız yöntemle bisikleti sürün ve klabalık yollarda da konsantrasyonunuzu korumaya bakın.Kalçalar için: Yine bir ağaca veya duvara karşı yüzünüz dönük haldeyken, tek elinizi destek almak için ağacın gövdesine yaslayın. Diğer elinizle ayak bileğinizden tutarak topuğunuzu kalçalarınızın hizasına ne kadar kaldırabiliyorsanız kaldırın. 30 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra bacak değiştirerek devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kalçaların arkası için:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir ağaç kütüğünün ya da bir bankın üzerine bir bacağınızı koyun, diğer bacağınız yere basılı kalsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Spordan sonra:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bacaklarınızı epey zorladınız, rahatlatmak için şu birkaç hareketi uygulayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bacak arkaları için:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bisikleti düşük bir vitese alarak ayağa kalkın. Önce bir topuğu sonra diğerini kullanarak bisikleti yavaşça sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gevşemek için:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir ayağınızı pedaldan çekip bacağınızı silkin. Aynısını diğer bacağınız için de uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çarşamba akşam üzeri roller veya trotinet&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehir dışında:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kayılabilecek bir alan bulun. Asfaltı iyi olan bir yol, deniz kıyısında bir kaldırım uygun olabilir. 40 dakika boyunca zaman zaman bacak değiştirerek kayın. Rüzgara karşı bir direniş yaratmak için arada kollarınızı açık tutarak kayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehirde:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir ırmağın kenarındaki yol boyunca ya da bir süper marketin otoparkında kayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Spordan sonra: Kaslarınızı gevşetmek için şu hareketleri uygulayın:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Roller için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Karnınızı içeri çekip, kollarınızı ileriye doğru uzatabileceğiniz kadar uzatın ve öyle kayın. Düzenli nefes alıp vermeye devam edin.&lt;br /&gt;• Kollarınızı öne doğru uzatıp bacaklarınızı bükün ve karnınızı içeri çekin. Sırtınızı kamburlaştırın ve pozisyonunuzu birkaç saniye koruyun.&lt;br /&gt;• Bacaklarınızı rahatlatmak için, rollerlarınızı çıkartın ve pazartesi günü için önerdiğimiz germe hareketlerini yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Trotinet&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Trotinetin üzerine bir bacağınızı koyun ve yavaş yavaş giderken diğerini kaldırıp havada tutun. Arada bacak değiştirin.• Ara verdiğinizde pazartesi günü için önerdiğimiz hareketleri yapın.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-4837447803151261835?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/4837447803151261835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=4837447803151261835&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/4837447803151261835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/4837447803151261835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/alt-gnde-forma-girin.html' title='Altı günde forma girin'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-8940749575212802691</id><published>2007-06-22T06:05:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T06:07:27.801-07:00</updated><title type='text'>Burun güzelliği ve felsefesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/guzellik07.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/guzellik07.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burun pek çok işlevi ve anlamı olan bir organdır. Bu yüzden, burnundan rahatsızlığı olan hastaların ameliyat olmadan önce dikkatli bir biçimde incelenmesi gerekir.Türkiye'de yapılan estetik operasyonlarda burun estetiği ameliyatları ön sıralarda yer alıyor. Bu ameliyatların nasıl yapıldığını muhtemelen pek çoğunuz biliyorsunuzdur veya burun ameliyatı geçirmiş kişilerdeki değişimi ve neticelerinin nasıl olduğunu mutlaka görmüşsünüzdür. Ben bu yazımda burun hakkında bilinmeyen veya algılanamayan diğer önemli hususlara değinmek istiyorum.Burun insan vücudunun en enteresan organlarından biridir. Çünkü sırtı önde, tepesi aşağıda, kökü yukarıda ve kanatları aşağıdadır. Aldığımız havanın ısınmasını sağlayan, onu tozlardan arındıran ilk duraktır. Kadınlar östrojen hormonlarından dolayı erkeklerden daha iyi koku alırlar. Kadınların ovülasyon (yumurta oluşumu) zamanında, yani östrojen düzeylerinin en yüksek olduğu zamanda koku alma hassasiyeti çok daha artar. İnsanların 4 bin kokuyu ayırt etme kabiliyetleri vardır.Burnun aynı zamanda ruh dünyasının bir amblemi olduğunu tarihçi filozof Johann Gottfried Seume yazmıştır. Dahlke ise psikosomatikle ilgili el kitabında burnun simgelediklerini şöyle tarif ediyor: "Hükmetmek, gurur, güç, seksüalite."Bornemann adlı sosyolog 1991'de, bir kitabında burnun erkekte "iktidar" işareti olarak anlaşıldığını, bundan dolayı toplumda burun büyüklüğünün veya küçüklüğünün penis ile orantılı görüldüğünü, burada kastedilenin aslında cinsel arzu ve güçle ilişkisi olduğunu yazdı.Johan Caspar Laveter adlı sosyolog ve psikolog burnun sadece nefes almak, koku almak gibi işlevleri gören bir organ olmadığını, onun ayrıca cinsel gücü yansıttığını ve bir sembol olduğunu belirtti.Geçmişe bakıp burnun seksüalite ile ilişkisini göz önüne alacak olursak, onun üzücü kaderine de şahit oluruz. Yüzyıllar önce I. Friedrich tecavüz edenlerin, evlilik dışı ilişki kuranların burnunu kestirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hiçbir organ günlük konuşma diline burun kadar girmemiştir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer anlamlı bakılacak olunursa sifilis hastalığının bulaşma şekli (cinsel ilişki) ile bu hastalığa yakalananlardaki burun dokusu lezyonu ve kaybı arasındaki psikodinamiği göz ardı etmek mümkün değildir. Edmond Rostand komedisinde Cyrano de Bergerac'ı çirkin ve koca burunlu ama iyi yürekli bir figür olarak göstermiştir. Collodi'nin yalan söyledikçe burnu büyüyen Pinokyo masalını ise hepimiz biliriz.Çirkin görünümlü bir burun edebiyatta ve resim sanatında sıklıkla kullanılan bir motiftir. Hiçbir organ burun kadar günlük konuşmada mecazi olarak kullanılmamıştır: Burnu bir karış havada, burnu büyüdü, burnundan hiç kıl aldırmıyor, hık demiş burnundan düşmüş, burnunu her yere sokuyor, burnunun ucunu görememek..."Korku ve öfke duygusunun yansıması cinsel organlaradır ve bu organlardaki problem olarak algılanır. Bu yansıma eğer cinsel organlara olmazsa, bu takdirde onun sembolik karakterlerine yönelir, tıpkı burun gibi." Bunu Roth 1959 yılında "The Face-Genital Equvation" adlı kitabında yazmıştır.Burnun genel anlamından da anlaşıldığı gibi kimi zaman ruhsal şikayetleri olan hastalarda psikolojik bozuklukların yansıması burunda gerçekleşir ve hasta burnunda sorun olduğunu düşünür. Psikozları tedavi edilmemiş veya tanınamamış bir hastaya yapılan burun ameliyatının hasta ve cerrah açısından çok sıkıntı verici problemlere yol açabileceği aşikardır.Bütün bunları dikkatle göz önüne aldığımızda burnun bir sürü fonksiyonunun ve anlamının olduğunu görüyoruz. Böyle önemli bir organından rahatsızlığı olan hastaları, ameliyat etmeden önce çok daha dikkatle incelememiz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Başarılı bir burun estetiği ameliyatı sonrasında hasta özgüven kazanır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burun estetik görünüm bakımından çok dikkat çeken bir organdır. Travmatik veya doğumsal burun şekilsizlikleri hep dikkat çeker ve çoğu zaman kişi çevreden kırıcı, gücendirici veya alaycı davranışlarla karşılaşır. Bundan dolayı da bu psikolojik baskıya sadece çok dengeli karakter ve ruh hali olan kimseler katlanabilir. Bilhassa 25 yaşına kadar olan, sosyal yaşamı henüz tam oturmamış kişilerde burnun şeklini ve formunu değiştirme arzusu sosyal kabullenme açısından çok daha yüksektir. Bu yaş sınırı atlatıldıktan sonra mesleki ve ailevi yaşamın getirdiği güven ve denge kişiyi burun probleminden uzaklaştırır. Bu psikolojik baskı bu aşamadan sonra da hâlâ devam ediyorsa kişi o zaman plastik cerrahi yoluyla çözüm aramayı denemelidir.Eğer bir burnun düzeltilmesi için ameliyat kararı doğru verildiyse ve ameliyat teknik açıdan kurallara uygun olarak yapıldıysa neticenin getireceği pozitif psikolojik etki bütün estetik ameliyatlar içinde en etkin olanıdır. Başarılı bir burun ameliyatından sonra hastanın kendine güveni gelir ve bunun böyle olmasına da şaşırmamak gerekir. Çünkü burun tam yüzün ortasındadır, görmemek imkansızdır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-8940749575212802691?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/8940749575212802691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=8940749575212802691&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/8940749575212802691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/8940749575212802691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/burun-gzellii-ve-felsefesi.html' title='Burun güzelliği ve felsefesi'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-2116578132521699918</id><published>2007-06-22T06:04:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T06:05:43.370-07:00</updated><title type='text'>Haberiniz olsun: Artık küçük göğüs moda!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/guzellik01.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/guzellik01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde kadınlar artık küçük göğüsü tercih etmeye başladı... Dünyada tercih edilen göğüs ölçüsü 85'ten 80'e indi. Peki kadınlar büyük göğüs isteklerinden neden vazgeçti?Kadınların çeşitli sıkıntılardan kurtulmak ve yaşam kalitelerini artırmak için göğüslerini küçülttüğü, dünyada tercih edilen göğüs ölçüsünün de 85'ten 80'e indiği bildirildi.Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Barutçu, büyük göğüslerin bazı tıbbi sorunları da beraberinde getirdiğini vurgulayarak, özellikle çok iri göğüslü kadınların ''sırt ve boyun ağrısı'', ''sutyen bantlarının omuzlarını kesmesi'' gibi şikayetlerle ''meme küçültmek'' için başvurduklarını söyledi.Prof. Dr. Barutçu, ''İri memeler, kadınların günlük aktivitelerini kısıtlamaktadır. Bu kısıtlama da onların sosyal yaşamlarına olumsuz yansımaktadır'' dedi.''Meme büyütme'' operasyonlarının ise daha çok sanatçılar tarafından tercih edildiğini anlatan Prof. Dr. Barutçu, buna karşın bugüne kadar çalıştığı değişik merkezlerdeki plastik cerrahi birimlerinde en sık uygulanan göğüs ameliyatının ''meme küçültme'' olduğunu kaydetti.Bu operasyonların göğüslerin iriliği nedeniyle oluşan psikolojik problemleri de çözdüğünü dile getiren Prof. Dr. Barutçu, ''Meme küçültme ameliyatları, sosyal hayatın stresini azaltmakla birlikte kadının günlük yaşam kalitesi ve iş hayatındaki başarısını artırmaktadır'' şeklinde konuştu.Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Ayşen Bilge Sezgin de toplumda kadının yerinin değiştiğine işaret ederek, ''Günümüz kadını iş hayatında daha çok yer alıyor. Dolayısıyla aktif ve sportif. Bu nedenle artık dünyada kabul edilen ideal göğüs ölçüsü 85'ten 80'e düştü'' dedi.Büyük göğüslerin kadının hareketini kısıtladığını vurgulayan Dr. Sezgin, ''Bununla birlikte her istediğinizi giyemezsiniz. Ayrıca büyük göğüsler, sırt ağrısı, meme altlarında pişik, kızarıklık ve mantar enfeksiyonu yapar. Özelikle son zamanlarda silikonların çıkartılmasının sebebi, eskisi kadar büyük göğüslerin sevilmemesi'' diye konuştu.Dr. Sezgin, 10 yıl önce 90-95 bedenlik büyük protezlerin revaçta olduğunu, ancak günümüzde kadınların artık büyük göğüs istemediğini belirtti.Küçük göğüslerin kadınların yaşını da daha küçük gösterdiğini kaydeden Dr. Sezgin, kadınların göğüslerinin sarkmaması için ise ani kilo alıp vermekten kaçınmaları ve günde yarım saat süreyle göğüs kaslarını çalıştıracak şekilde spor yapmaları gerektiğini söyledi.Dr. Sezgin, göğüs bakımı için en iyi sporun yüzme olduğunu ifade ederek, bunun yanında sürekli evde bulunan kadınların da ağırlık kaldırma, asılma ve çekme gibi egzersizler yapabileceklerini sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-2116578132521699918?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/2116578132521699918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=2116578132521699918&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/2116578132521699918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/2116578132521699918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/haberiniz-olsun-artk-kk-gs-moda.html' title='Haberiniz olsun: Artık küçük göğüs moda!'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-1099844325749061110</id><published>2007-06-22T06:02:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T06:04:12.532-07:00</updated><title type='text'>Kırışıklıklar İçin Estetiğe Gerek Yok!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/guzellik09.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/guzellik09.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar yaşlanmanın altında yatan nedenleri bulma arayışlarında, cildin yaşlanmasının temel ilacının hücre yenilenmesi olduğunu buldular. Hücre yenilenmesinin temel maddesi ise protein.Hücrelerimizin yapıtaşları aminoasitlerden oluşmaktadır. Protein sindirilirken amino asitlere parçalanarak hücrelerin kendilerini yenilemelerinde kullanılır. Yeterince protein alınmazsa vücudumuzun yaşlanma süreci hızlanır.Bu basit gerçek, beslenmeye bakışınızı gelecek öğünden başlayarak değiştirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi protein seçenekleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam yağlı süt ve süt ürünlerinde ve kırmızı ette (sığır, kuzu, dana dahil) blo miktarda asit bulunmaktadır, dolayısıyla sınırlı porsiyonlarda tüketilmelidir. Onun yerine, balık, yumurtanın beyazı, derisi soyulmuş tavuk ve hindi göğsü tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Size balık yeter&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kalmanızı sağlayabilecek besinler arasında ilk sırayı balık alır. Her türden balık doymuşluk oranı düşük yağla yüksek kalitede ve kolayca sindirilen proteinlerin kaynağıdır. Balığı öteki protein kaynaklarından ayıran şey içinde bulunan yağ türü ve yağ asidi miktarıdır.·Deniz ürünleri besin açısından yoğundur. Dolayısıyla yüksek miktarda protein ve önemli oranlarda vitamin ve mineral içerir. Doymuş yağ ve kalori oranları da yüksek değildir. ·Deniz ürünleri temel aminoasitlerin tümünü sunan mükemmel bir protein kaynağıdır. Deniz ürünlerinde bulunan protein kolayca sindirilir. Bu açıdan her yaştan insan için mükemmel bir besin kaynağı oluşturur.·Deniz ürünleri iyi bir B vitamini kaynağıdır. Sağlıklı gelişim ve büyüme için gereken kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, kükürt, florin, selenyum, bakır, çinko, iyot gibi temel mineralleri sağlar. ·Çoğu deniz ürünündeki kolesterol seviyesi yüksek değildir. Balıktaki kolesterol oranı genellikle düşük olsa da kabuklu deniz hayvanlarında bu oran yükselebilir. Ancak kolesterol seviyesi yüksek olan kalamar gibi besilerde bile bu oran yumurtadakinden düşüktür.·Deniz ürünlerinde çok az miktarda yağ bulunur. Bunlar da 'iyi yağlar'dır. Deniz ürünlerindeki doymuş yağ oranı da diğerleriyle karşılaştırıldığında çok daha azdır. Yemeklerinizde kırmızı et yerine balığa yer vermekle toplam yağ ve doymuş yağ alımınızı kayda değer ölçüde azaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-1099844325749061110?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/1099844325749061110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=1099844325749061110&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/1099844325749061110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/1099844325749061110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/krklklar-iin-estetie-gerek-yok.html' title='Kırışıklıklar İçin Estetiğe Gerek Yok!'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-7977774286317123132</id><published>2007-06-22T05:50:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:54:14.372-07:00</updated><title type='text'>Dolgun Dudaklara Sahip Olabilirsiniz</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/guzellik04.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 179px; CURSOR: hand; HEIGHT: 147px" height="232" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/guzellik04.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolgun dudakları niçin güzel buluyoruz biliyor musunuz? Çünkü dolgun dudaklar bir anlamda gençliğin simgesi.Neden mi? Zamanla kadınlık hormonlarının üretimi azaldıkça kadınların vücudunda önemli dğeişimler olur. Doğurganlığın azalması, cildin kuruması, saçların azalması ve dudakların incelmesi bu dğeişimlerdendir. İşte bu nedenle belki de bilmeden kalın ve dolgun dudakları güzel buluyoruz. Eğer dudaklarınız zamana yenilip eski dolgunluğunu yitirdiyse bu konuda önlem alabilir ve küçük bir girişimle birkaç yaş geriye dönebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Enjeksiyon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yabancı dolgu madde enjeksiyonu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kolajen ve hyalurinik asit dudaklara dolgun görünüm vermek için en sık kullanılan yabancı dolgu maddeleri. Bunların uygulaması son derece basit ve kişi günlük hayatına hemen dönebiliyor. ancak dezavantajları kalıcı bir çözüm getirmemeleri. Çünkü en fazla 6 ay içinde dudaklar eski haline dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Operasyon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kişinin kendi dokusuyla&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanın kendi vücudundan alınan yağ ve deri gibi dokuları kullanarak da dudaklar dolgunlaştırılabiliyor. Bu dokularla hazırlanan doku kokteyli dudaklara enjekte ediliyor. Çok komplike bir işlem değil ve lokal anesteziyle yapılabiliyor. Kişinin kendi dokusu olduğu için alerji riski de yok. Ancak bu dokular da zamanla eriyor, işlemde kalıcılık sağlamak için birkaç kez tekrarlamak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kesilerle&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dudakları dolgu maddeleri kullanmadan çeşitli kesi teknikleriyle daha kalın ve biçimli görünür hale getirmek olası. Bu operasyonlarda amaç dudak kenarlarını daha dışarı taşırmak ve dudaklara daha kalın bir hal kazandırmak. Bu operasyonun sonucu kalıcı oluyor ve değişmiyor. Bu operasyonlar da dolgu maddesi enjeksiyonları gibi lokal anestezi altında yapılabilen basit girişimler.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-7977774286317123132?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/7977774286317123132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=7977774286317123132&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/7977774286317123132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/7977774286317123132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/dolgun-dudaklara-sahip-olabilirsiniz.html' title='Dolgun Dudaklara Sahip Olabilirsiniz'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-3511062465529000472</id><published>2007-06-22T05:25:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:27:31.399-07:00</updated><title type='text'>Saç Bakımı ve Kellik</title><content type='html'>Bir günde 100 saç teline kadar dökülme normal kabul edilir. Dökülen bir saç telinin yerine yenisi 6 - 10 haftada çıkar. Her bir saç kökünden insan ömrü boyunca 20 kez yeni saç çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı Saçlar İçin: -&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük olarak pahalı olmayan bir Vitamin alın.&lt;br /&gt;- Saçınızı fazla taramayın. Sadece gerektiğinde şekil vermek için tarayın.&lt;br /&gt;- Kaliteli bir tarak ya da fırça kullanın. Keskin metal ya da plastik uçlar saçlarınızın uçlarının kırılmasına neden olur.&lt;br /&gt;- Kaliteli saç ürünleri kullanın. Çoğu alışveriş merkezlerinde satılan şampuan ve saç ürünleri aslında birçok kötü kimyasal maddeyi içlerinde bulunduruyor. Mesela 'ammonium laurel sulfate' , ya da silikon içeren ürünler saçınızı kurutarak daha kolay kırılmasına neden olabiliyor. İçlerinde birçok koruyucu madde bulunduğunu iddia eden bu ürünler saçınız için aslında en büyük tehlikeyi oluşturuyor.&lt;br /&gt;- Saçınızı sıkı bantlarla toplamayın. Bırakın rahat kalsın. Bu tür toplama şekilleri de kırılmalara neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sıcak yağ tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemi zeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek ve beslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın. Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınız bir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başınıza sarın. Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başın yağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak, iyice durulayın. Bu bakım türü, özellikle çabuk kırılan saçlar için çok yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hintyağı tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım çay fincanı hintyağını ısıttıktan sonra baş derinizi ovarak saçınızın yağı emmesini sağlayın. Yavaş yavaş tarayacağınız saçlarınızı kaynar suya batırırıp sıktığınız havluyla sarın. Bu işlemi yaptıktan sonra yarım saat kadar bekleyip şampuanla yıkayın. Bu tedavi, fazla ince, çabuk kırılan, kuru saçlara iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zeytinyağı ve bal tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım çay fincanı yeşil zeytinyağıyla bir çay fincanı süzme balı karıştırın. Bu sıvıyı iyice sallayıp çalkalayın ve bir kaç gün dinlenmeye bırakın. Daha sonra bu karışımı baş derisinize ovarak ve tarayarak yedirin. Ancak bu işlemi yaparken tarağın dişlerinin baş derinize batmamasına özen gösterin. Başınıza bir naylon torba geçirerek, başın sıcaklığını muhafaza etmeyi sağlayın. Karışımı başınızda yarım saat beklettikten sonra, saçlarınızı bol suyla durulayın. Bu işlem, koyu renk saçların ışıltılı bir hal alıp parlamasını sağlar. Protein tedavisiYumurta ile yapılacak protein tedavisi hemen hemen her tür saç için uygundur. İki yumurtayı çırpın ve içine yavaş yavaş bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı gliserin, bir çorba kaşığı sirke (mümkünse elma sirkesi) ilave edin. Saçınızı bir kez şampuanladıktan sonra saçlarınıza bu karışımı sürüp 15-20 dakika bekleyin. Saçlarınızı iyice duruladıktan sonra saçlarınızın çok kısa sürede canlandığını fark edeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kakao yağı tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyu renk saçlı kişilerin uygulayabileceği bir başka bakım yöntemi ise aşağıda anlatılan bu karışımdır. İçinde su kaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabı oturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığı kakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabın içinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içinden alın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorba kaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın, iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün ve bu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardından saçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlara yeni bir canlılık ve parlaklık verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-3511062465529000472?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/3511062465529000472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=3511062465529000472&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/3511062465529000472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/3511062465529000472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/sa-bakm-ve-kellik.html' title='Saç Bakımı ve Kellik'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-4230183246596139635</id><published>2007-06-22T05:23:00.001-07:00</published><updated>2007-06-22T05:25:31.184-07:00</updated><title type='text'>Daha Sağlıklı Daha Güzel El İçin</title><content type='html'>Elleriniz yıpranmadan önleminizi alın!En çok kulladığımız ve dolayısıyla en çok yıpranan organlarımızdan biri eller... Bu yüzden onlara gerekli özeni göstermek boynumuzun borcu!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ellere ne zarar verir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fazla sıcak ve fazla soğuk suDeterjanlar, evde kullanılan temizlik ürünleriGüneş, soğuk, yağmur, deniz ve toprak da elleri hırpalar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elleri nasıl korumalısınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Suyla yapılacak işlerde lastik eldiven giyin. Ev işlerinde ise pamuklu eldiven kullanın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elleriniz için küçük yardımcılar.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ellerinizi ıslattıktan sonra iyice kurulayın. El kremi ya da losyon sürün. . Ellerinizi günde iki, üç kere yumuşak sabunla yıkayıp bol suyla durulayın. Günde bir kere parmakları, tırnakları fırçalayın. . Sert olmayan bir ponza taşı da elleriniz için yararlıdır. Sert derileri aldığı lekeleri de çıkarır. . Haftada bir kere ellere çok yağlı kremle masaj yapın. Her parmağın ucundan başlayarak dibine kadar iyice sıvazlayın. Avuç ve el üstüne masaj yapmayı unutmayın. Bunun için en uygun zaman gece yatmadan öncedir. . Arada bir ellerinize kalın tabaka krem, vazelin sürün pamuklu eldiven takıp yatın. Uyumakta biraz zorlanabilirsiniz. Ama sabah kalktığınızda elleriniz çok bakımlı olacaktır. . El üstlerine sürülecek parafin tabakası gözenekleri açmak için çok yararlıdır. . Limon da eller için yararlıdır. Elin rengine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özel bakım gerektiren durumlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Esmer lekeler: Bunlara yaşlılık lekeleri denir. Ellerde kahverengimsi lekeler oluşur. Bu lekelerin çıkmasını geciktirmek, hatta önlemek mümkündür. Bunun için filtreli güneş ilacı kullanabilirsiniz. Eldeki benekler için de pigmen renklerini açan bir krem yararlı olur. En kötü ihtimalde suda çıkmayan fondotenle kapatabilirsiniz. Bu yöntem aynı zamanda damarların gözükmesini engeller. 2. Soğuk kabarcıkları: Parmakların yeteri kadar hareket etmemesi, soğuk ve nemden yeterince korunmaması neden olur. En iyi yol, egzersiz yapmaktır. Çünkü bu egzersizler kan dolaşımını hızlandırır. 3. Sert deri ve çatlaklar: Bunlara soğuk hava, elleri fazla zorlayan işler yol açar. Çatlaklara kir dolabilir. Bu kirleri limonla çıkarabilirsiniz. Sonra da bir parça pamuk yardımıyla zeytinyağı sürün. Bir süre bekledikten sonra ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp iyice durulayın. Tabii ki sonra krem sürmeyi unutmayın. Bunun her gün yaparsanız elleriniz düzelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;El ve parmak egzersizleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Yumruk açma: Yumruğunuzu iyice sıkın. Sonra parmaklarınızı öne doğru mümkün olduğunca açın. İki eli de aynı zamanda yapın. Bu hareketi en az 6 kere yapmalısınız. 2. Parmak ayırma: Ellerinizi avuçlarınızın yere bakacağı şekilde tam önünüze koyun. Parmaklar birbirlerine sıkaca yapışmış olsun. Sonra parmaklarınızı açabildiğiniz kadar açın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-4230183246596139635?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/4230183246596139635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=4230183246596139635&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/4230183246596139635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/4230183246596139635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/daha-salkl-daha-gzel-el-iin.html' title='Daha Sağlıklı Daha Güzel El İçin'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-1603003856476443560</id><published>2007-06-22T05:21:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:23:35.431-07:00</updated><title type='text'>BAŞTAN AYAĞA SEKSİ GÖRÜNMEK</title><content type='html'>Seksilik sadece vücudumuzun belli bir bölgesine atfedilecek bir durum değil tabii... Her ne kadar erkeklere öyle geliyorsa da, seksi bir kadın aslında bakımlı kadın demektir.&lt;br /&gt;O halde hemen şu önerileri uygulayın ki, durmadan en seksi kadın seçilen kimi ünlü kadınlardan bir farkınız kalmasın. Neyimiz eksik di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dudaklar için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seksi dudaklara sahip olmak için iki seçeneğiniz var, ya kırmızı renkte ruj ya da dudağın doğal rengi. İlk durumda kırmızının teninizle uyumlu bir tonunu yakalamanız gerekiyor. Rujun düzgün ve kalıcı olması için ruju fırçayla sürebilirsiniz. Ruju sürdükten sonra bir kat da parlatıcı kullanın. Dudaklarınızın doğal renginde kalmasını istiyorsanız sadece parlatıcı sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Göğüsler için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde pırıltılar bulunan bir kremi dekolte bölgenize sürün! Teniniz beyazsa pembe tonlarında ışıltılar taşıyan kremi tercih edin. Yanık tenliyseniz, tercihinizi altın rengi ışıltılar taşıyan bir kremden yana kullanın. Büyük bir fırça ile iki göğsünüzün arasına bronz toz pudra sürmeniz de göğüslerinizin daha yuvarlak görünmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Saçlar için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç renginizin birkaç ton açığından gölgeler yaptırarak her zaman "ışıltılı" görünebilirsiniz. Bir başka öneri de saçınıza parfüm sürmeniz. Ensede bol toplanmış topuzun her zaman seksi göründüğünü de hatırlatalım. Uzun saçlıysanız saçınızı gün için de fırçalamayı ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayaklar için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bacaklarınız bronzsa pırıltıları olan kremlerden sürebilirsiniz. Topuklarınızın pembe görünmesini de sağlamalısınız. Ve tabii ayakkabı seçimi. Topuklu, sivri ayakkabıların seksi olduğu kesin. Ancak rahatsız ayakkabılar duruşunuzu bozup nasırlara sebeb olabileceğinden ayakkabı seçiminde rahatlığı ve kaliteyi ön planda tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boyun için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ensenizi açıkta bırakacak bir saç modeli boynunuzu gözler önüne serecektir. Birkaç damla parfüm, boyuna sürülen tem renginde pudra, hafif sarkıntılı küpeler dikkati boyuna çekmek için yeterli. Boynu tümüyle açıkta bırakmak ya da ince bir kolye takmak da size kalmış bir seçim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eller için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnaklarınızın hepsi aynı uzunlukta olmalı. Tırnaklarınız farklı boylarda ise tercihinizi doğal renklerden yana kullanın. Kısa kesilmiş ve parlatıcı ile doğal bir görünüm almış tırnaklar da seksi olabilirler. Enteresan, ama çok dikkat çekici olmayan bir yüzük de farklı bir stil yaratmanızı sağlayabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-1603003856476443560?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/1603003856476443560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=1603003856476443560&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/1603003856476443560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/1603003856476443560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/batan-ayaa-seksi-grnmek.html' title='BAŞTAN AYAĞA SEKSİ GÖRÜNMEK'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-4912578524390501440</id><published>2007-06-22T05:16:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:21:43.357-07:00</updated><title type='text'>Hızlı Kilo Vermek İçin</title><content type='html'>&lt;a name="enust"&gt;&lt;strong&gt;Kısa sürede oldukça zayıflatan diyetlere büyük bir talep var. Kimi diyetisyenler bu diyetlerin çok kısa sürede kilo verdirmesini sakıncalı bulsa da Amerikan Kalp Vakfı acilen kilo vermeleri gereken kalp hastalarına bu diyeti öneriyor.Ancak 35 yaş üstü kişilerin ve sağlık problemi olanların Amerikan Kalp Vakfı nın diyeti yapmamaları gerektiği baştan belirtiliyor. 3 günde tam 4.5 kilo verebileceğiniz bu diyeti üçüncü günün sonuda bırakmalı ve tekrar etmek istiyorsanız en az bir hafta ara vermelisiniz.&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="enust4"&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; GünKahvaltıYarım greyfurt1 dilim tost ekmeği2 çorba kaşığı fıstık ezmesiŞekersiz çay / kahveÖğleYarım porsiyon ton balığı1 dilim tost ekmeğiŞekersiz kahve/çay/sodaAkşam2 dilim et1 tabak yeşil fasülye1 küçük elma1 tabak vanilyalı dondurma (3 top)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="enust5"&gt;&lt;strong&gt;2.&lt;/strong&gt; Gün&lt;/a&gt;&lt;a name="enust6"&gt;Kahvaltı1 yumurtaYarım muz1 dilim tost ekmeğiŞekersiz çay/kahveÖğle1 tabak lor peyniri3 tuzlu krakerAkşam2 sosis1 tabak brokoli veya karnıbaharYarım tabak havuçYarım muzYarım tabak vanilyalı dondurma (2 top)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="enust7"&gt;&lt;strong&gt;3.&lt;/strong&gt; GünKahvaltı5 tuzlu kraker1 dilim cheddar peynir1 küçük elmaŞekersiz kahve/çayÖğle1 katı yumurta1 dilim tost ekmeğiAkşam1 tabak ton balığı1 tabak karnıbaharYarım kavunYarım tabak vanilyalı dondurma (2 top)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6 ÖĞÜNLE ZAYIFLAYIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlüleri zayıflatmasıyla tanınan Haluk Saçaklı, hazırladığı diyet programları ve beslenme düzenleme teknikleriyle son günlerde adından en sık bahsedilen obezite uzmanı. Haluk Saçaklı davranış düzenleme tekniklerini Vitrin okuyucuları için şöyle özetledi: "Dayanamadınız ve atıştırmaya başladınız. Hemen kalbinizin sesini dinleyin. Kalbiniz eğer atıştırma sonrası kendinizi daha kötü hissedeceğinize dair uyarılar veriyorsa hemen soluklanın ve ortamdan uzaklaşın.Lokmalar arasında çatalınızı bırakmanız, yemek sırasında durup şöyle rahatça sırtınızı sandalyeye dayamanız olumsuz duyguların uzaklaşmasını sağlayabilir. Yemeğe karşı oluşan bir anlık duygusal boşluk ortadan kalktığında kontrolün yiyecekte değil kendi ellerinizde olduğu anlayacaksınız.Acıkmadan yemeğe başlamak büyük hatadır. Zira yemeği kesmek daha zor olacaktır. Yemek yemenizin fiziksel açlıktan olduğuna karar verdiğinizde acele etmeden, neyi ve neden yemek istediğinizi düşünerek hareket edin.Açlık ve iştahı iyi ayırt etmek gerekir. Bu ikiliyi çok iyi kontrol etmek gerekir. Açlık var olma mücadelesinin tehlikeli bir sinyalidir. İştah ise haz gereksiniminin göstergesidir.Tüm bu duyguları frenlemek için her şeyden önce güçlü olmak zorundayız. Güçlü olmanın ilk yolu 'hayır' demesini bilmekten geçiyor."Örnek diyet programı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyanınca&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1 bardak oda sıcaklığında su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kahvaltı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 porsiyon mevsim meyvesi. Şekersiz limonlu açık çay.&lt;br /&gt;1 ince dilim kepek ekmeği.&lt;br /&gt;1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir.&lt;br /&gt;4 adet yeşil ya da siyah zeytin.&lt;br /&gt;1 porsiyon domates - salatalık - yeşil biber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuşluk&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 porsiyon mevsim meyvesi.&lt;br /&gt;2 adet grisini lŞekersiz bitkisel çay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Öğle.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 adet köfte büyüklüğünde tavuk veya peynir ilâveli&lt;br /&gt;1 porsiyon yeşil salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edin).&lt;br /&gt;2 ince dilim kepek ekmeği. 1 su bardağı diyet yoğurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İkindi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 porsiyon mevsim meyvesi.&lt;br /&gt;1/4 sokak simidi.&lt;br /&gt;1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir. Şekersiz limonlu açık çay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akşam.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1 porsiyon 4 yemek kaşığı mevsim sebzesi veya sınırsız mevsim salatası. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1.5 su bardağı kepekli makarna ya da pilav veya 12 yemek kaşığı kuru baklagil. 1 su bardağı diyet yoğurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gece.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 porsiyon mevsim meyvesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yatarken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1 bardak oda sıcaklığında su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı yaşamanın birinci maddesi sağlıklı beslenmedir.Yediğiniz ve içtiğiniz gıdalara özen gösterdiğiniz sürece, hem fazla kilolardan kurtulursunuz, hemde sağlıklı bir yaşama kavuşursunuz.Buradaki diyet örnek olarak verilmiştir.Diyetin, doktor kontrolunda yapılması gerektiğini lütfen unutmayınız!!!&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-4912578524390501440?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/4912578524390501440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=4912578524390501440&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/4912578524390501440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/4912578524390501440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/hzl-kilo-vermek-iin.html' title='Hızlı Kilo Vermek İçin'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-3669512643076526746</id><published>2007-06-22T05:15:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:16:20.822-07:00</updated><title type='text'>Obezitenin tedavisi!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Obezitenin tedavisi!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç kısa sürede fazla kilo vermek değil uzun vadede yavaş ama sağlıklı bir şekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu muhafaza etmektir. Bunun için de gerekli olan yerleşmiş alışkanlıkları değiştirerek yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamaktır. Yapılması gereken öncelikle yağ ve kalori miktarı düşük sağlıklı bir beslenme programına başlamak ve aynı zamanda sağlıklı bir yaşamın ayrılmaz parçası olan egzersizle bunu tamamlamaktır. Unutulmamalıdır ki %5'lik bir kilo kaybı bile obeziteye eşlik eden hastalıklarda(kalp ve damar hastalıkları,yüksek tansiyon,şeker hastalığı,kanda yüksek oranda yağ bulunması,solunum hastalıkları,eklem hastalıkları,inme,bazı kanser türleri) ciddi iyileşmeler sağlayacak ve yaşam süresini uzatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tek başına ilaç tedavisi yeterli midir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obeziteyi tedavi edebilmek için çok yönlü bir yaklaşım gereklidir. İlaç sadece bunu önemli bir parçasıdır. Beraberinde yağı azaltılmış düşük kalorili bir diyet,düzenli egzersiz ve yaşam biçimini değiştirmeye yönelik davranış yedavileri ile başarıya ulaşmak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Egzersiz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo kaybetmek iyi güzelde bir daha geri almasak deriz ama hep aklımıza gelen başımıza gelir.Yapmış olduğumuz diyetlerle egzersiz yapmayı genelde ihmal ederiz.Yarı aç yarı tok geçirdiğimiz günlerde kolumuzu kıpırdatmaktan acizlik getirir sürekli uyu haliyle dolaşırız. Bizi bu durumdan uzaklaştıran ve kendimize getiren tek şey terazideki ibrenin hiç değişmemesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-3669512643076526746?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/3669512643076526746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=3669512643076526746&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/3669512643076526746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/3669512643076526746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/obezitenin-tedavisi.html' title='Obezitenin tedavisi!'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-1242490966489383042</id><published>2007-06-22T05:14:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:15:17.452-07:00</updated><title type='text'>Obezite nedir?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Obezite nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obezite ya da şişmanlık, vücutta sağlığı tehlikeye sokacak ölçüde fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en sık kullanılan yöntem "Beden Kitle İndeksi" nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi (ingilizce body mass index'in baş harflerinden BMI olarak kısaltılmıştır.) kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterseniz kolay bir örneği birlikte hesaplayalım:&lt;br /&gt;Ağırlık: 82 kg , Boy: 1.70 m BMI:82/(1.70)2=82/2.89=28.3kg/m2&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-1242490966489383042?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/1242490966489383042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=1242490966489383042&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/1242490966489383042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/1242490966489383042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/obezite-nedir.html' title='Obezite nedir?'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7805347397069549480.post-7937082655587984688</id><published>2007-06-22T05:11:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T05:13:54.585-07:00</updated><title type='text'>Vücut nasıl kilo kaybediyor ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Vücut nasıl kilo kaybediyor ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alınan enerji = Harcanan enerji kilo sabit Alınan enerji&lt;br /&gt;&gt; Harcanan enerji kilo artışı Alınan enerji&lt;br /&gt;&lt; Harcanan enerji kilo kaybı Bu denklemden çıkartmamız gereken sonuç harcadığımız enerjiyi arttırmamız gerektiği.Bu da egzersizle mümkün olabilir.Günde 15 dakikayla başlayan ve arttırılan tempolu yürüyüş egzersizleri kilo veriminizi destekleyecek ve dinlenme metabolik hızını ( BMH ) düşmemesini sağlayacak. Sık aralıklarla kilo kaybı ve kilo alımı : Kilo kaybının dinlenme metabolik hızına, Lipolitik Aktiviteye etkisi başlığından yapılan araştırmaya göre ; Şişman kadın grubu 14 haftalık egzersiz ve zayıflama diyetine tabii tutularak beden bileşimi , oksijen tüketim gücü,dinlenme metabolik hızı ve karın yağındaki yağ aktiviteleri ölçülmüştür.Kişiler ;&lt;br /&gt;1 ) Diyet + Egzersiz sık sık uygulayan&lt;br /&gt;2 ) Diyet + Egzersiz sık uygulamayan&lt;br /&gt;3 ) Sadece diyet uygulayan olmak üzere gruplandırılmıştır.Bu süre sonunda3. ve 1. Grup karşılaştırılmış kilo kaybı ve yağ kaybı yönünden&lt;br /&gt;1. Grubun karşılaştırılması sonucunda kayda değer sonuçlara ulaşılamamıştır. Bu araştırmaya göre sadece diyetle zayıflayan 3.grupta dinlenme metabolik hızında düşme saptanmıştır. Bu araştırmadan çıkan sonuç ;&lt;br /&gt;1) Sık sık diyet yapmanın kilo kontrolünde etkili bir yöntem olmadığı&lt;br /&gt;2) Egzersizle birlikte enerji sınırlaması yapıldığında kilo ve yağ kaybının olduğudur. Kilo kaybetmek sadece diyet yapmakla mümkün değil bu araştırma umarım egzersiz yapmanın önemi konusunda bir fikir yandırmıştır.Masa başında , asansör kullanarak arabamızı en yakın yere park ederek pekiştirdiğimiz tembellik ve bu huyumuzun bize kazandırdığı kiloyu yürüyüş yaparak,tenis oynayarak , yüzerek en azından evimizin temizliği kendimiz yaparak sarf edeceğimiz enerji ve doğru beslenme bizi sağlık ve örüntü yönünden mükemmele ulaştıracaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7805347397069549480-7937082655587984688?l=formunukoru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://formunukoru.blogspot.com/feeds/7937082655587984688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7805347397069549480&amp;postID=7937082655587984688&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/7937082655587984688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7805347397069549480/posts/default/7937082655587984688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://formunukoru.blogspot.com/2007/06/vcut-nasl-kilo-kaybediyor.html' title='Vücut nasıl kilo kaybediyor ?'/><author><name>ForumunuKoru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16150485928356251301</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
